İstanbul'un eski tatları

Direklerarası'nın o ünlü, vazgeçilmez tatları neredeyse unutulmaya yüz tuttu. Bir döneme damgasını vuran şerbet, demirhindi şerbeti ve ferahlığın simgesi limonata, 'meşrubat' daha icat olmamışken sokakların, evlerin, kutlamaların baş tacıydı.

Sokak şerbetçilerini büyüklerimizden dinliyor, kitaplarda okuyor, fotoğraflarda görüyoruz artık. Sırtlarında kocaman bir ibrik, hafifçe eğerek yaklaşık yarım metre mesafeden şerbeti bardağın içine ustaca boşaltan şerbetçiler...

Aynı Direklerarası eğlenceleri gibi onların da bugünün dünyasında yeri kalmadı artık. O günleri dinlerken gözümüzün önünden huzurlu, sakin bir İstanbul yaşamı geçiyor, imreniyoruz yakalayamadığımıza. Kaçırdığımız bu günlerin neredeyse sembolü haline gelmiş içecekleri üretme ve satma geleneği ise ehil ellerde, ancak nadiren devam ediyor. Aslında bir şerbet çeşidi sayılan limonata, diğer şerbet çeşitlerine oranla daha yaygın. Ama çocukluğumuzdaki o lezzeti yakalamak her zaman mümkün olmuyor.

Şerbet...

Kaynaklara göre şerbet, Türkler tarafından daha 11. yüzyılda bile meyve sularından hazırlanıp, günün her saatinde içilen geleneksel bir içecekmiş. Yani şimdilerde sadece Ramazan sofralarını süslemesine aldanmayın.

Özellikle Osmanlı İstanbul'unda misafirlere şerbet içirmeden bırakmak ayıpmış. Kiraz, kayısı, incir, erik gibi meyveleri kaynatıp şeker veya bal katarak hazırlanan şerbetler bozulmasın diye günlük olarak kaynatılırmış. Başta Anadolu olmak üzere, hemen tüm Ortadoğu'da yaygın biçimde tüketilen şerbet, her mevsim özel yöntemlerle erimeden korunan buz ya da kar ile serinletilerek içilirmiş.

Demirhindi...

En eski yemek kitaplarından Mahmut Nedim Bir Tosun'un "Aşçıbaşı"nda geçen şerbet çeşitleri, limonata, portakal şerbeti, turunç, şeftali, kayısı, erik, badem şerbeti, "sübye" denilen kavun çekirdeği şerbeti, gül, menekşe, yasemin, nar, kızılcık, çilek, koruk, keçiboynuzu şerbetleri ile demirhindi şerbeti. Batılıların "tamarind" dedikleri, bizdeki eski adıyla "temr-i hindi", yani Hint hurması isimli demirhindi meyvesinden yapılıyor.

Demirhindi tropik ülkelerde yetişen kalın gövdeli, zümrüt yeşili yapraklı bir sıcak iklim ağacı. Anavatanı Afrika'nın doğusu, Habeşistan olduğu tahmin ediliyor ise de bugün bütün tropikal bölgelerde yetişiyor. Özellikle ekşimsi, mayhoş meyvelerinden yararlanılan demirhindi, Afrika mutfağında hala yaygın olarak kullanılıyor. Hatta Hint, Asya ve Latin Amerika mutfağında, yemeklere verdiği ekşi tadı ve koyu rengi ile çok popüler. Demirhindi meyvesinin kabukları siyah renkte, eti yumuşak ve ekşi tadıyla besleyici ve ferahlık verici. Bu nedenle bir çok yemekle pişirildiği gibi, bazen üzerine toz şeker serpilerek çiğ olarak da tüketiliyor. Bir çok içkinin üretiminde de kullanılıyor.
Demirhindi özellikle Osmanlı döneminde, altın çağını şerbetiyle yaşıyor. Tüm kutlamalarda, özel günlerde, evlerde ve sokaklarda bulunabilecek bir şerbet çeşidi olan demirhindinin meyvesi şimdi de büyük aktarlarda, Mısır çarşısında bulunabiliyor. Aynı diğer meyvelerle yapılan şerbetler gibi kaynatılıyor ve soğuk içiliyor.

Limonata...

Aslında limonata da bir şerbet çeşidi. En azından günümüze dek sık tüketilerek gelen ve geleneksel içeceklerin içinde en çok gündemde kalanı. İyi yapılmış bir şerbet, ustaca hazırlanmış bir limonata, piyasadaki tüm markalı meşrubattan daha kaliteli, daha lezzetli ve daha sağlıklı aslında. Tam da bu nedenle son zamanlarda evde limonata hazırlamak çok popüler. Bu sayede içine katılan birkaç yaprak nanenin kokusu ile zenginleşmiş bir bardak limonata unutulmuş tatları yeniden damağımıza taşıyor.

Limon suyundan yapılan ilk meşrubat, yani limonatanın patenti Moğollar'a ait. ilk kez 1299 yılında Moğollar'ın limon suyunu alkol içinde konserve ettikleri, bu sayede uzun süre bozulmadan kalan limonatayı aylar süren seferlerinde içtikleri kayıtlara geçmiş. Avrupa'da da limonata öncesi, susuzluğu gidermeyi kolaylaştırsın diye, suya birkaç damla sirke katmak adeti varmış. Ancak 16. yüzyılda Paris'in mutfak ustalarının salata soslarında sirke yerine limon suyu kullanmaya başlamasıyla limon popüler olmuş. Şeker fiyatlarının ise zamanla ucuzlamasıyla limonata sıradan halk için de içilebilir bir meşrubat haline gelmiş.

Kabuğundan çekirdeğine kadar her yeri bir işe yarayan limonun kimyasal özelliklerine tarih boyunca hep önem verilmiş. İlaç yerine kullanıldığı gibi, kadınlar güzelleşmek için de ondan yararlanmışlar. Zayıflama rejimlerinde de limonun kilo vermeyi kolaylaştırdığına inanılıyor. Astıma, pekliğe, genel olarak mide rahatsızlıklarına iyi geldiği söyleniyor. Bütün bunlar bir yana, limonun en büyük özelliği, içerdiği C vitamini.

Meşrubatların bir gün pabucu dama atılır mı bilinmez ama markaların yanı sıra, bu geleneksel lezzetleri şimdilerde yeniden keşfedenler kolay kolay vazgeçemeyecekler. Tarih en önemli kanıtı...

Özlem kardeşim

Biz teşekkür ediyoruz güzel yorumunuz için. İnşaallah iyi bir not almışsınızdır :)

yemekler

ben çok beğendim.çok güzel bir site.çok teşşekür ediyorum.sayenizde performans ödevimden yüksek bir puan alacağım.çok mutluyum.yine çok teşekür ediyorum.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
4 + 2 =
Solve this simple math problem and enter the result. E.g. for 1+3, enter 4.

Anket

Sitemizle nasil tanistiniz?:

Son yorumlar